Süleymaniye Kütüphanesi (1)

suleymaniye kütüphanesi

İlim Dergisi 1.Sayı (Kasım-Aralık 2012) > Aziz Ençakar

Matbaanın öncesi ve sonrasında kitaplar

Matbaanın icadından önce kitaplar el ile yazılır ve bu sayede çoğaltılırdı. Dolayısıyla bir kitabın meydana gelmesi özel bir işçilik gerektirdiğinden kitabın değeri vardı. Hele birçok kitabı içinde barındıran kütüphaneler, o zamanın âlimleri, araştırmacıları için bulunmaz bir nimetti. Matbaanın bize geç gelmesi yazma kitapların varlığını hayli sürdürdü.

Diğer yandan mektep ve medreseler, özellikle Osmanlı’nın son zamanlarında müfredatlarına ekledikleri bazı yeni kitapları, sırf yeteri kadar nüshaları bulunmadığı için okutamıyordu. Matbaanın yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür sorunlar ortadan kalktı. Kitap -eskiye nazaran- erişilmesi daha kolay bir nesne olduğu için değeri azaldı.

Kütüphanelerin kurulmasında vakıfların rolü

Osmanlı döneminde kütüphaneler padişahlar, sadrazamlar, paşalar, hanım sultanlar, değişik mevkilerdeki devlet adamları; ayrıca, hayırsever ve kitapsever pek çok insan tarafından vakıf suretiyle kurulmuştur. Kütüphaneler ilk zamanlarda camilerin, medreselerin veya külliyelerin bir odasında meydana geliyordu.

1660’lı yıllara kadar bu durum gelişerek devam etti. Osmanlı’da ilk müstakil kütüphane Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın oğlu Fazıl Ahmet Paşa (1635–1676) tarafından babasının vasiyeti üzerine İstanbul-Eminönü ilçesi, Divanyolu Caddesinde Sultan İkinci Abdülhamid’in türbesinin karşısında inşa edilen Köprülü Kütüphanesi’dir.

koprulu kütüphanesiBu yazıda ve Allah Teâlâ nasib ederse, dergimizin diğer sayılarında yazma eserler bulunan kütüphanelerimizi tanıtmaya çalışacağız.

Mahtut ve matbu eser

Kütüphaneleri tanımadan önce bunları meydana getiren yazma eser ve kitapları biraz tanıyalım. Yazma kitabı diğer adıyla mahtut eseri, matbu (basma) eserden ayıran en büyük özellik, adından da anlaşılacağı üzere el ile yazılmasıdır. Mahtut kitabın yazar ve eser adı, basma kitaplarda olduğu gibi her zaman belli bir yerde bulunmayıp ilk yapraklarda satır aralarındadır. Mahtut kitap sayfa adedi ile değil, yaprak adediyle belirtilir ve genellikle şu bölümlerden meydana gelir:

a- Eser besmele, hamdele, salvele ile başlar.

b- Sonra eserin giriş kısmı gelir. Burada müellif kendi adını ve şöhretini bildirir. Kitabı hangi ilme ait ise o ilim hakkında bir takım malumatlar verir. Kitabı ne amaçla yazdı ise onu belirtir ve esere verdiği ismi bu kısmın sonunda izah eder.

c- Esas metin bu giriş kısmından sonra başlar.

d- Metin bittikten sonra “ketebe/ferağ/istinsah kaydı” adı verilen kısım gelir. Burada müstensih adını, baba adını, bazen hocasının adını ve kitabı hangi tarihte nerede, hangi şehirde yazdığını belirtir.

Bu kayıtlarda araştırmacılar için en önemli unsur istinsah tarihidir. Bu tarih müellifin eseri ortaya koyduğu tarihe ne kadar yakınsa, kitap o kadar değer kazanır. En değerli nüsha müellifin kendisinin yazdığı nüshadır.

Kütüphanelerimizde bulunan eserlerin çoğu Arapçadır. Sonra Türkçe yazmalar gelir. Farsça yazmalar ise daha az sayıdadır. Bu eserlerin ilmi değeri yanında bir de sanat değeri vardır. Yazma eserlere aşina olanların bildiği üzere cilt, tehzip, hat, minyatür yazma eserlerde görünen güzel sanat ürünleridir.

Kütüphaneler ve yazma eserler üzerine kısa girizgahın ardından en önemli kütüphanemiz Süleymaniye ile detaylı tanıtım serimize başlayabiliriz.

Süleymaniye Kütüphanesi

Süleymaniye Kütüphanesi binası aslında kütüphane olarak inşa edilmiş bir yapı olmayıp Süleymaniye Külliyesi’nin birinci ve ikinci medreselerinin kitaplık haline getirilmesiyle meydana gelmiştir. Bu medreselerin kütüphane yapılmasının sebebi camilerde, medreselerde, tekke ve dergâhlarda bulunan ve çoğu İstanbul’da olmak üzere Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kurulan vakıf kütüphanelerinin çeşitli sebeplerle hizmet verememesi ve kitapları koruyamaz hale gelmesidir. O zamanın Evkaf Nezareti, araştırmacıların bu kıymetli eserlerden daha iyi yararlanması ve kitapların daha iyi korunması için bunları bir binada toplamaya karar vermişti. Bundan önce 1914’te 1. Dünya Savaşı sebebiyle bazı kütüphaneler Fatih Çarşamba’da Yavuz Selim Camii’nin yanında bulunan Medresetü’l-Mütehassisin’e nakledilmişti. (Bugün bu bina “Sultanselim Kız Meslek Lisesi” olarak kullanılmaktadır.) Lakin o zamanın şartlarında böyle bir bina bulunamadığı için kitaplar 1918 yılında şuan Süleymaniye Kütüphanesi olarak kullandığımız, aslında külliyenin birinci ve ikinci medreseleri olan bu yapılara nakledilmiştir.

İlk kitaplar, ilk koleksiyonlar

Süleymaniye Kütüphanesi’nin ilk kitapları, Medresetü’l-Mütehassisin’e nakledilen Âşir Efendi, Beşir Ağa, Çelebi Abdullah Efendi, Çorlulu Ali Paşa, Damad İbrahim Paşa, Esad Efendi, Hafız Ahmed Paşa, Kılıç Ali Paşa, Laleli Mesih Paşa, Molla Çelebi kütüphanelerinin kitapları ile Süleymaniye Camii içerisinde bulunan kitaplardır.

1924 yılında vakıflar tarafından yönetilen kütüphaneler, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Maarif Vekâleti’ne bağlanınca vakıf kütüphanelerinde bulunan kitaplar ilk önce Eyüp’te Hüsrev Paşa, Çarşamba’da Murad Molla, Laleli’de Rağıp Paşa, Üsküdar’da Hacı Selim Ağa gibi.., kendi

bölgelerine yakın kütüphanelere nakledildi. Fakat bu kütüphanelerin yapısı küçük olup yeni gelen kitaplar sebebiyle işlev göremez ve kitapların bakımı yapılamaz hale gelince, bunlar da Süleymaniye Külliyesi ikinci medresesine getirilmiştir.

1927’de Hamdullah Suphi’nin (Tanrıöver) Maarif Vekilliği zamanında Halil Ethem Bey’in başkanlığında kurulan heyet, Süleymaniye Umumi Kütüphanesi’nde bulunan bazı kitapları Ankara’da inşa edilen Etnografya Müzesi’ne gönderince bu medreseler Süleymaniye Kütüphanesi Müdürlüğü idaresine verilmiştir. Günümüzde ise 2010 yılının sonlarında çıkarılan kanuna göre, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığına bağlı İstanbul Yazma Eserler Müdürlüğünce idare edilmektedir. Şuan kütüphanede Fatih, Hamidiye, Sultan Ahmed ve I. Mahmud gibi padişahlar ve diğer hayır sahipleri tarafından kurulan yaklaşık olarak 140 koleksiyon/kütüphane bulunmaktadır.

Süleymaniye sergiSüleymaniye tesmiyesi

Sözkonusu koleksiyonları cem eden birinci ve ikinci medrese, Süleymaniye Külliyesi’nin içinde bulunduğu ve bu kütüphanenin çekirdeğini caminin içinde bulunan Süleymaniye Koleksiyonu oluşturduğu için Süleymaniye Kütüphanesi diye isimlendirilmiştir.

Süleymaniye Kütüphanesi’nin Bölümleri

1-  Kataloglama ve Tasnif:

Bu birim, kütüphanede bulunan bütün koleksiyonlardaki kitap ve risalelerin, bunları yazanların (müellif/musannif) isimlerini, tefsir, hadis, fıkıh gibi.., hangi konuda yazıldığını ve kitabın ebatlarını tek tek kayıt altına alan birimdir.

Eskiden bu bilgiler “kartoteks” denilen fişlere yazılır ve araştırmacılar kitap ya da yazar adına göre sıralanmış bu fişlerden aradığı kitaba ulaşırlardı. Bu fişler hala eski okuma salonunun bulunduğu bölümde bulunmaktadır. Ama artık bu bilgiler tutulan kayıtlarla beraber bilgisayara aktarılmaktadır. Araştırmacılar kütüphanenin okuma salonunda bulunan bilgisayarlardan kitabın ya da müellifinin adını yazarak talep ettikleri kitabı bulabilirler.

İnternet üzerinden kitap kayıtlarına ulaşmak

Araştırmacılar kütüphaneye gelmeden Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM)’ın internet sitesinden kütüphane bölümüne girip Türkiye Kütüphaneleri Veri Tabanı bölümünden de istedikleri kitaba ulaşabilirler. (http://ktp.isam.org.tr/) Ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Yazmaları internet adresinden Katalog Tarama bölümünden de istedikleri kitaba ulaşabilirler. (http://www.yazmalar.gov.tr/detayli_arama.php) Lakin bu adreslerde kütüphanede bulunan kitap ve risalelerin tamamının adları mevcut değildir ve maalesef günümüzde sadece Süleymaniye Kütüphanesi’ne ait, oraya gelen yeni koleksiyonlardaki kitapların isimlerini ve yapılan düzeltmeleri hemen sistemine dâhil edecek bir internet sitesi mevcut değildir.

Aramalarda alfabe sorununa dikkat!

Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan kitapların kahir ekseriyeti Arapça, Farsça ve Osmanlıcadır. Lakin yapılan bu kataloglar/tasnifler Latin harflerle yazılmaktadır. Ehlince malum olduğu üzere, Arapçada bazı harfler Türkçede bazen bir harfle, bazen de diğer bir harfle yazılmaktadır. Mesela Arapçada bulunan “ض” harfi bazen Türkçeye “z” harfiyle bazen de “d” harfiyle çevrilebilir. Dolayısıyla araştırmacılar kitapları bu sistemlerde araştırırken bunlara dikkat etmeli, mümkün mertebe kitap isminin bir cüzünü, altına da müellif isminin bir kısmını yazarak araştırma yapmaları gerekmektedir. Bu şekilde yanlış olarak hala isimleri ehli tarafından sahih bir şekilde kaydedilmemiş nice kitaplar vardır.

2- Kıymetli Basma Eserleri Bilgisayar Ortamına Aktarma:

Kütüphanede bulunan bütün koleksiyonlardaki mahtut/el yazma kitapların resimleri bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Yazma eserler kitaba zarar verdiği için fotokopiye konulmamaktadır. Kıymetli olmaları ve vakıf şartlarından dolayı kütüphane dışına çıkarılmasına izin verilmemesi sebebiyle hizmet kütüphanede verilmektedir. Yazma eseri görmek isteyen araştırmacılar okuma salonunda bulunan bilgisayarlardan kitabın ismini yazıp bulduktan sonra ‘kitabı göster’ kısmına tıklayarak resimlerini görebilirler. Çekiminde sorun olmayan hiçbir kitap araştırmacıların eline verilmez.

Bu çalışmaya 2003 yılında, çalışkanlığıyla eşine zor rastlanan kütüphane eski müdürü Nevzat Kaya’nın çabaları ve Evyap ailesi sponsorluğuyla başlanılmıştı. (Vakıflar Dergisi Özel Sayısı/ sh. 90) Şuan kütüphanede çekimi yapılmayan yazma eser bulunmamaktadır. Bu sayede o kıymetli eserler okuyucunun elinde saatlerce kalmamakta ve kitabın kopyasını almak isteyenlere kısa bir zamanda CD’si hazırlanıp verilmektedir. Allah kendilerinden razı olsun.

Aramada ‘kitabı göster’ butonunun çıkmaması ve demirbaş numarası

Ancak burada da araştırmacıların dikkat etmesi gereken husus, bir kitabın içinde birkaç eser bulunduğu ya da araştırmacı bir risale aradığında bazen ‘kitabı göster’ bölümü çıkmayabilir. Bu, o kitap ya da risalenin çekiminin yapılmadığı anlamına gelmez. Bu durumda araştırmacının yapması gereken şey, ilk önce bu kitap ya da risalenin yaprak/sahife numarasını bir yere kaydetmelidir. Daha sonra bu kitabın bulunduğu kütüphane bölümünü açıp demirbaş numarasını girmesi lazımdır. Demirbaş numarasını girdikten sonra araştırdığı risalenin içinde bulunan kitap diğer risalelerle beraber karşısına çıkar. 1 numaralı ya da en son numaralı risaleye tıkladığında ‘kitabı göster’ bölümünü görecektir. Kitap açıldıktan sonra da varak numaralarında aradığı risaleyi bulabilir.

Mesela İbn Hacer el-Heytemi’nin, en-Ni’metü’l-Kübra ale’l-Alem adlı risalesini arayan bir araştırmacı Süleymaniye Koleksiyonu’ndaki nüshayı görebilmesi için ilk başta bu risalenin bulunduğu 344 numaralı demirbaş numarasını bu koleksiyona girip beş haneli olarak (00344) yazdıktan sonra karşına çıkan ekrandan bir numaralı olan el- Mevlidü’n- Nebi risalesine tıklayarak kitaba ulaşabilir.

yazma ve nadir eserler3- Yazma ve Nadir Eserler Restorasyon ve Araştırma Merkezi:

Süleymaniye Kütüphanesi çevre duvarları içerisinde bulunan Zarifi Bey Konağının bulunduğu arsa üzerinde inşa edilen binada bulunan bu birimde: “Kütüphanenin ve yazma eser bulunan diğer kütüphanelerin koleksiyonlarındaki onarıma muhtaç eserlerin kurtarılması ve gelecek nesillere intikalini sağlamak için kurulmuş bulunan Cilt ve Patoloji Bölümü’nde biyolojik etkenlerle bozulmuş eserler dezenfekte edilir; yanmış, kırılmış, yapışmış ve benzeri eserler özel banyolara tabi tutularak temizlenir, yapraklar durumlarına göre restore ve plastikleme işlemine tabi tutulur. Onarımı tamamlanan kitaplar formalanarak dikilir ve şirazesi örülerek cilde hazırlanır. Patolojik işlemi tamamlanan kitapların cildi mümkünse onarılır veya önemine göre devrine uygun olarak klasik tarzda ciltlenir. Gerektiğinde ferman, levha ve murakkalar da patolojik işlem ve onarıma tabi tutulur.” (http://teftis.kulturturizm.gov.tr/TR,14954/suleymaniye-kutuphanesi-yonetmeligi.html)

İhtiyaçları karşılamakta güçlük çeken bu servis daha da büyütülmesi için Süleymaniye Külliyesinin Dârü’ş-Şifa (Hastahene) bölümü de kütüphaneye verilmiştir. Fakat hali hazırda bakım ve onarım işleri tamamlanmadığından dolayı Dârü’ş-Şifa binasında hizmet verilememektedir.

Bu yazımızda Süleymaniye Kütüphanesi’nin nasıl meydana geldiğini ve içerisindeki birimleri anlatmaya çalıştık. Gelecek yazılarımızda -inşallah-koleksiyonları ve özelliklerini ele alacağız.

Revisions

Bir Cevap Yazın


− 6 = iki