Hadis mi değil mi? (4)

hadis mi değil mi 4“Allah (c.c) her yüzyılın başında bu ümmete dinini yenileyecek (‘müceddid’, ilim ehlinden) birisini gönderir.”

Hadis sahihtir. Âlimlerden Hâkim hadisi sahih görmüştür. Ahmet bin Hanbel bu hadisle ilgili olarak: “Allah her yüzyılın başında sünnetleri öğreten, Rasulullah’ı (s.a.v), hakkında uydurulmuş yalanlardan müdafaa eden birini gönderir” der. (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/412) İbn Hacer, bu hadisin ilk asırlarda yaygın, meşhur bir hadis olduğu fikrini beyan eder. ( Tevaliü’t-Te’sis, 46-49) Molla Ali el- Kari, hadisi sahih kabul eder. (Mirkatü’l-Mefatih, 1/248) Sehavi, ümmetin bu hadise itimat ettiğini söyler. (Mekasıdü’l-Hasene, 150.) Tüm bu söylenenleri Acluni de onaylar. ( Keşfü’l-Hafa, 1/275)

Bir kısım âlimler hadiste müjdelenen müceddidin ilk asırda Ömer bin Abdülaziz, 2.asırda İmam Şafii, 3. asırda İmam Eşari, 4.asırda Bakillani ya da İsferayini, 5. asırda İmam Gazzali, 6.asırda Fahruddin er-Razi olduğunu söylerler. Bu müceddidler, devirlerinde bidatlerle mücadele vermiş, sünneti müdafaa etmiş, İslami ilimlerde ıslah faaliyetini gerçekleştirmiş, âlimlere ve sultanlara uyarılarda bulunmuşlardır. Allah’ın yüce dinini daha fazla insana ulaştırmış ya da bu dini en saf ve berrak şekliyle ümmete tekrardan belletmişlerdir. Nihayet, yazdığı kitapları veya yetiştirdiği talebeleriyle ümmetin kandillerini tekrar yakmış, her türlü karanlık ve bidate karşı insanları uyanıklığa çağırmış âlimler oluvermişlerdir.

Hadisin mana ve muhtevası

Gerçekten de Ömer bin Abdülaziz’in sünnetin yaygınlaşması, bidatın silinmesi konusundaki çabalarını, İmam Eşari’nin, akılcı mutezile, kaderiye gibi birçok sapkın gruba karşı dini müdafaa edişini ve itikadi duruşunu, Gazzali’nin Yunan felsefesine eleştirilerini, saf, diri Kuran ve hadis beyanlarından çıkarılmış akaid bilgisini yaymasını, İbn Teymiyye’nin bidatlere başkaldırışını, zevk ve sefaya dalmış sultan ve emirlere uyarılarını, İmam Rabbani’nin bidatlere, üç dini birleştirmek suretiyle sapkın bir din oluşturmak isteyen yöneticiye ve dinde bir takım aşırılıklara karşı verdiği mücadeleyi, Said Nursi’nin dehriyyun (zamana tapanlar), maddiyyun (maddeye tapanlar), tabiiyyun (tabiata tapanlar)’a ve izm’lere karşı verdiği amansız mücadele ve sa’yu gayreti düşündüğümüzde daha iyi kavrarız hadisin mana ve muhtevasını. El hak Efendimiz sallallahü aleyhi vesellem doğru söylemiştir. Ki; her asırda bir ya da daha fazla böylesine müceddidler görürüz tarih sahnemizde.

Hadisi şerif İslami ilimlerin tefsir, hadis, fıkıh vs. her bir dalını içerir. Ve bir asırda (Allah’ü a’lem) muhtelif ilimlerde birkaç müceddidin gelmesi fikri hadise aykırı olmasa gerek.

Ali el- Kari, hadiste müjdelenen bir şahıs değil bilakis bir grup olduğunu söyler. ‘İslami ilimlerin devamı, tecdit ve ıslahı bu müceddidlerin elinde gerçekleşir’ der. (Mirkatü’l-Mefatih, 1/246. Ayrıca bizim istifade ettiğimiz kaynak: Sünen-i Ebi Davud, 4291 nolu hadis, muhakkik tahkiki 2 nolu dipnot.) Ayrıca eskilerde olduğu gibi, bu çağda bir takım grup ve cemaatler liderlerinin, şeyhlerinin, üstatlarının kendi dönemlerinin müceddidi olduğu fikrini savunmuşlardır ki bu konuda kararı zaman ve asrımızdan sonra gelecek olan nesil verecektir. Kim ki İslami ilimlerde, insanların itikadında, sünnet-bidat anlayışında ve ümmetin siret ve yaşantısında daha fazla etkin ise elbet o sayılacaktır ümmetin o yüzyılının müceddidi. Ne mutlu onlara… Allah kendilerine gani gani rahmet etsin! Bizleri de onlarla haşretsin!

“Ümmetimden iki sınıf insan vardır ki, onlar doğru yolda olurlarsa (salaha ererlerse) insanlar doğruluğa ulaşırlar, onlar bozulurlarsa (fesada düşerlerse) insanlar da bozulurlar ki; onlar başkanlar ve âlimlerdir.”

Hadisi İbn Abdilberr İstizkar’ında ve iki ayrı senediyle Cami’u Beyani’l-İlm’i ve Fadlihi kitabında zikreder. Deylemi ise Firdevs’inde, Ebu Nuaym Hilye’sinde, Suyuti de Cami’u’s-Sağir’inde zikreder. İmam Gazzali kıymetli İhya’sının ilim babında bu hadisi kaydeder. İhya’nın hadislerini tahricini yaparken bu rivayet hakkında İmam Iraki ise “Ebu Nuaym ve İbn Abdilberr bu hadisi İbn Abbas’dan zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir” der.  Hadis kaynaklarında bu hadisin sıhhati hakkında Iraki’den başka söz söyleyen bulamadım. Dolayısıyla senedindeki za’fiyet sebebiyle “Hadis zayıf”tır.

Hadis zayıftır” demek; Peygamber a.s’a nispet edilmez, aktarılması uygun değildir, yasaktır demek değildir. Bilakis kesinlik bildiren kalıplarla (Peygamberimiz dedi ki, buyurdu ki, şöyle der) değil de, şüphe bildiren (Peygamberimizden şöyle nakledilmiştir, rivayet edildiğine göre vs.) ifadelerle Peygamber Aleyhisselam’a nispet edilebilir. Ve âlimlerimiz bu konuda herhangi bir sıkıntı görmezler. Hüküm bildiren zayıf hadisler hakkında ise kendisiyle amel edilmesi için bir takım şartlar belirlemişlerdir. Bu şartları hüküm bildiren bir hadisi incelerken aktaracağız inşallah.

Hadisin mana ve muhtevası

İmam Sehavi Mekasıd kitabında hadis olarak: “Emirlere hakaret vari konuşmayın! Onlar hakkında iyilik isteyin, çünkü onların iyi ve doğru olması sizin iyiliğinizedir” şeklinde Taberani’den bir rivayet nakleder. Sehavi’nin bu sözleri başlıktaki hadisimizin manasını destekler. Ve toplumun felahı ya da fesadının bu gruptaki kişilerle olacağına işaret eder. Münavi de “Feyzu’l-Kadir”inde: “Âlim insanların kendisini söz ya da eylemlerinde taklit ettiği kişidir. Bu âlimin söz ya da eylemleri hayırsa insanlar hayrı, şer ise insanlar şerri taklit etmiş olurlar. Başkanlar da insanları iyilik ya da kötülüğe sevk ederler.” Yani kurdukları düzen yönettikleri devlet ile insanlara iyiliği ya da kötülüğü işletirler.

Bütün bu yazılanlar, başlıktaki hadisin, mana ve muhtevasının din anlayışımız ve âlimlerimizin sözleriyle uyum içerisinde olduğunu gösterir. Söz konusu ettiğimiz hadis, zayıf olmakla birlikte, bu hadisin kabulünde veya irşat için aktarımında bir beis yoktur. En doğrusunu Allah bilir.

Revisions

Bir Cevap Yazın


3 × üç =